Anasayfa
Yazarlar
Foto Galeri
WEB TV
E-Gazete
Resmi İlanlar
Anket
Künye
Reklam
İletişim
Çerkezköy
25 Mart 2017 Cumartesi
Tekirdağ
Çerkezköy
Çorlu
Ergene
Hayrabolu
Kapaklı
M.Ereğlisi
Malkara
Muratlı
Saray
Süleymanpaşa
Şarköy
Bölge
Spor
Mevlüt KARAKAPLAN /
Küçük Prens ve Hayat
İnsanın kendine taparcasına bireyselleştiği ve yapayalnız kaldığı modern zamanlarda,herkesle ve herşeyle olan bağlarımız zayıflarken insani münasebetlerimiz de eriyip tükeniyor hızlı bir şekilde.
Yayın Tarihi: 31 Ocak 2016 Pazar, 17:46
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

 Kendi eliyle kendi kuyusunu kazan insanoğlunun bu gibi gidişatından rahatsız olan kafalar, hep aynı mantık etrafında dolaşıp hep aynı türküyü söylüyorlar. Bu problemlerden ötürü ''Öz ağzından kafa tasını kusacak'' seviyede şiddetli sancılar çeken bu devasa dimağılar, saadeti toplumsal huzurda aramışlar tarih boyunca. Ve neticesinde tüm zamanlara ve  insanlara hitap eden eşsiz eserler arz-ı endam edivermiş. Mesela Goethe, o muhteşem eseri'Faust'için; 'hayatımın toplamı' diye bahseder. Altmış yıl nasıl bir sabır ve psikolojiyle geçmişse artık; neticesinde insan olmanın derinliklerine bu denli inmeyi başarmış, başrmakla kalmamış belki daha da ötesine ulaşmış bu büyük adam.

            İnsaniliği ve alemşumul olması itibariyle yüreğimize en çok dokunan eserlerden birisi de 'Antoine de Saint'in ''Küçük Prens'idir. Her ne kadar küçüklere yazıldığı söylense de, 30'lu yaşlarımda kendisinden daha yeni yeni kıvılcımlar farkettiğim yapıtın; özellikle yetişkinlerce üzerinde düşüne düşüne okumaları gerektiğini düşünüyorum. Şiddettle tavsiye ediyorum.

2.Dünya Savaşı toplumu ve modern toplumlara yerinde eleştirilerde bulunuyor 'de Saint'. Mesela sanatçılara, işadamlarına, muktedirlere, sarhoşalra ve daha başka karakterlere ancak bu kadar başarılı inebilir bir yazar. Böylesi fikir insanları sanki kadimden beri her hadiseye şahitlik etmişler ve gelmiş geçmiş bütün insanların her biriyle ayrı ayrı ahbaplık kurmuşlar da, her detaya bu kadar aşına olmuşlar sanki. O kadar içten, o kadar samimi ve o kadar yakından. Her insanın bir alem olduğunu söyler eskiler. Kendi alemine hakim olabilen bu fikir insanları, bütün alemlere nasıl vakıf olduklarını gösteriyorlar böylece. 

             Elbette kitabın her bölümü enfes. Ama yirmiyedi bölümden oluşan ve her bölümünde ayrı derinliklere inilen bu engin eserde en ilgimi çeken ve içimi okşayan kısmı 'küçük prens'in bir 'tilki' ile karşılaştığı kısım. Girişte de değindiğim dost olmak, bağımlı olmak, bağlanmak birilerine ya da birşeylere; vefa ve bağlılık göstermek  mevzusuyla alakalı olan kısmı. Hikayade 'küçük prens' ile 'tilki' arasında geçen diyalog şöyle:

      -(...)

      “Gel, birlikte oynayalım. Öyle mutsuzum ki” dedi küçük prens.

       “Seninle oynayamam” dedi tilki, “ ben evcil bir hayvan değilim.”

       “Buna çok üzüldüm” dedi küçük prens. Ama biraz düşündükten sonra: ”Evcil ne demek?” diye sordu....

       ...‘Bağ kurmak’ anlamına gelir.”

       “Bağ kurmak mı?”

       “Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve işsiz olacaksın, ben de senin için.”

        “Anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “Bir çiçek var. Sanırım o beni evcilleştirdi.”...

               Sahip olduklarımızın her gün arttığı dünyamızda, bağ kurduklarımızın ve 'tilki'nin ifafesiyle evcilleştirdiklerimizin ne kadar da eksildiğinin farkında mıyız? Evet, 'bağlanmak'; bebeğe, anneye, sevgiliye bağlanmak. Hayata, mesleğe, eğlenmeye, düşünmeye... Ne olduğunu bilmeden ve çok da önemsemeden, bağlanma nimetinin başlı başına ne de büyük bir lütuf olduğunu hissedince 'Küçük Prens' daha çok tesir ediyor, daha çok okşuyor yüreğimizi.

                Bağlanılan her şeyin nazarımızda ki biricik ve nev-i şahsına münhasır olduğunu idrak ediyoruz ilkin. Ve sonra, biriciğimizi sakınalım derken herşeyi ondan sakınmaya başlıyoruz. Bir gün elimizden uçup gideceği için,bağlarımızı kuvvetlendirmişsek eğer, gitmek  bağlandığımızı elimizden alabilmesine rağmen bağımızı daha da muhkemleştiriyor çoğu zaman. Bağlarımız ve bağlandıklarmız olmasaydı eğer yalnızlığımız daha da katmerleşecekti, dünya daha da yaşanılmaz hale gelecekti her birimize. Oysa 'bağ kurmak'la; dost oluyoruz, paylaşıyoruz, özlüyoruz ve vefa duyuyoruz. 

                 Lakin şu küçük dünyada, bağlandığı ve dolayısıyla sevdiği, hasret duyduğu, en önemlisi de paylaştığı birileri ya da birşeyleri olmayanlar nerden bilecekler ki 'bağ kurma'yı nimet mertebesine çıkaran kıymetleri? Nerden bilecekler ki ne için sevinmeyi ne için ağlamayı? Bağlanmayı nerden bilecekler? Oysa hayatımıza giren her şeyle münasebettar olmuşuzdur artık. Hayatımızda değdiğimiz her şey, kişi yahut olayla bir bağımız olmuştur artık. Onlar artık vefa, paylaşım ve özlem hakeden konumdadır nezdimizde. Muhabbet ettiklerimiz, giyip eskittiklerimiz, kullandıklarımız, içinde yaşadıklarımız ve hatta yediğimiz çikolatanın kabı ve ya meyvenin kabuğuna varıncaya kadar. Tıpkı 'Küçük Prens' ve 'tilki' arasında olduğu gibi, evcileşmemiz ya da evcilleştirmemiz gerekir aradaki bağları. Safları sık tutmak gerektir.

                                                                          mevlüt karakaplan

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
   YORUMLAR
   YORUM YAZ
Adınız :
E-mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu
:

BUGÜN DÜN BU HAFTA BU AY
  ANKET
Size göre Türkiye'nin başlıca sorunu nedir?
Terör
Anayasa
Başkanlık
İşsizlik
Ekonomi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi
Gunes Gazetesi Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi Star Gazetesi
Takvim Gazetesi Türkiye Gazetesi Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yeni Çağ Gazetesi
Çerkezköy
Çerkezköy Alp Ajans Haber, Gazetecilik, Basın Yayın, Matbaacılık Ltd. Şti.
G.O.P. Mahallesi, Barbaros Caddesi, Kamburoğlu Sokak No: 10 Çerkezköy - TEKİRDAĞ
Tel: 0 282 726 17 66 - 725 20 25 - 725 26 80 - 725 26 10 Fax: 0 282 725 26 44
E-mail: haber@cerkezkoyhaber.com.tr  -  kardes@cerkezkoyhaber.com.tr
Alp Medya