Burak Candaş


CUMHURİYET’E DOĞRU TBMM’DEN ANEKDOTLAR…

I. TBMM yani Kurucu Meclis 23 Nisan 1920’de açıldığında, üyeler yurdun dört bir tarafındaki Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerinin onayından geçmiş kişilerdi denilebilir. İstanbul’daki Meclis’in 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından işgali ve dağıtılmasından sonra Ankara’ya geçen mebuslara da (milletvekilleri) Ankara’daki Meclis’e katılma hakkı tanınmıştır.


Savaş ortamında kurulan I. TBMM’nin 23 Nisan 1920’deki açılışında milletvekilleri için yemin töreni yapılmamıştı. Birkaç gün sonra Meclis’e saltanat ve hilafete, vatan ve millete bağlılık içeren bir yemin metni teklif edilmişti. Zaten TBMM’nin ilk başkanı seçilen Gazi Mustafa Kemal’in 24 Nisan 1923’teki ilk konuşmasında da “…Milletin mukadderatı umumiyesine fiilen ve tamamen vaziyed edecek makamı hilafet ve saltanatın duçar olduğu esaretten tahlis…”, “İnşaallah Padişahı Alempenah Efendimiz hazretlerinin sıhhat ve afiyetle ve her türlü kuyudatı ecnebiyeden azade olarak tahtı hümayunlarında daim kalmasını eltafı ilahiyeden tazarru eylerim.”  şeklindeki sözleriyle TBMM’nin amacının milletin kaderine hakim olacak olan hilafet ve saltanatın esaretten kurtarılması olduğunu, padişahın özgür şekilde tahtında devam etmesine yönelik temennisini dile getiriyordu. Tabii ki bu sözler o dönemin şartlarında halk üzerinde yapılan Milli Mücadeleyi karalama kampanyalarına karşı bir “ilmi siyaset” olarak değerlendirilebilir. Sonrasında 10 Temmuz 1920’de yukarıda bahsettiğimiz yemin metnine göre milletvekilleri yemin etti. 1921’de yemin metninde bazı değişiklikler yapılarak saltanat ve hilafete bağlılık kısımları çıkarılarak Anayasa’ya eklendi.

Böyle bir ortamda 1923’e gelindiğinde II. TBMM için milletvekili seçimleri yapılmış ve Ağustos ayında Meclis’in ilk oturumu en yaşlı üye sıfatıyla Abdurrahman Şeref Bey’in sözleriyle açılmıştı.  Ardından Ali Fuat Paşa geçici başkan seçilerek Meclis yemin törenine geçilirken yine bir önerge verilerek; I. TBMM’nin yemin metninde saltanat ve hilafete bağlılık ifadeleri olduğu, bugünkü durumun ise çok farklı bir hale geldiği gerekçesiyle yeni bir yemin metni teklif edildi. Buna göre; “Vatan ve milletin esenliğinden ve mutluluğundan başka amaç gütmeyeceğime ve milletin kayıtsız ve şartsız egemenliği esasına bağlı kalacağıma…”  şeklindeki yemin metni kabul edildi. Ardından TBMM Başkanı seçimine geçildi. (*) Oy veren 197 kişiden 196’sının oyuyla Gazi Mustafa Kemal Paşa II. TBMM’nin de başkanı seçilmişti. Herkes oy vermeyen o bir kişiyi ve o bir oyun kime verildiğini merak ediyordu tabiî ki… O sırada Kütahya milletvekili Receb Bey, oylamayı yürüten geçici başkana “Paşa Hazretleri, o bir  reyin (oyun) kime aid olduğunu lütfen ifade buyurur musunuz?” deyince başkan; “O bir rey İsmet Paşa Hazretlerine verilmiştir.” diyerek bu soruyu cevaplamıştır. Bursa Milletvekili Mustafa Fehmi Efendi de; “Onu da belki (Mustafa Kemal) Paşa Hazretleri vermişlerdir.”  diyerek Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı işaret edince, Mustafa Kemal Paşa alkışlar arasında TBMM başkanlık makamına geçmiştir.(**) Burada Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın silah arkadaşı İsmet Paşa’ya dostane bir kibarlık yaptığını ifade edebiliriz.

Gazi Mustafa Kemal Paşa 13 Ağustos 1923’teki bu konuşmasında saltanat ve hilafet makamına bağlılık veya bu makamların devamına dair bir temennide bulunmamıştır. Çünkü artık Milli Mücadele kazanılmış, düşmanlar bozguna uğratılmış ve İstanbul’dan ümidini kesen milletimize, Ankara Lozan Antlaşması ile rüştünü ispatlamıştır. Bu ortamda birkaç ay sonra da Cumhuriyet ilan edilerek bu kutlu mücadele, Meclis’in kuruluşunda ifade edilen “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.” düsturuna uygun bir şekilde, milletin egemenliğine dayalı devlet şekline de geçilerek taçlandırılmıştır.

 

Cumhuriyetimizin 99. yılı ve Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

 

* Atatürk Ansiklopedisi, Cilt 9, sayfa 102, May Yayınları, 1981, İstanbul.

** www.tbmm.gov.tr/meclis-baskanlarimiz

0282 726 91 91